1. Haberler
  2. BORSA
  3. Yabancı Portföy Akımları: Hissede İnce Damla, Tahvilde Dalgalı Zayıflık

Yabancı Portföy Akımları: Hissede İnce Damla, Tahvilde Dalgalı Zayıflık

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Son haftalarda Türkiye’nin menkul kıymetlerine yönelik yabancı ilgisi belirgin şekilde güç kaybediyor. 18–22 Ağustos haftasında toplamda 1,4 milyar dolarlık net çıkış görülürken, bir önceki haftadaki 2,7 milyar dolarlık girişin kabaca yarısı geri verilmiş durumda. Dört haftalık hareketli toplamda hâlâ aylık bazda 1 milyar doların biraz üzerinde bir giriş eğilimi sürse de bu miktar güçlü sayılmıyor. Görünüm özellikle borçlanma araçlarında zayıf.

Hisse senedi tarafında tablo bir nebze ayrışıyor. Yabancılar aralıksız dokuz haftadır alımda kalsa da girişler giderek ufalıyor; son haftada yalnızca 89 milyon dolarlık bir net giriş var. Buna karşın devlet iç borçlanma senetlerinde yabancıların kalıcı bir iştah sergilediğini söylemek zor. Son haftalarda alım-satım dalgalı ve hacimler çok sınırlı; 18–22 Ağustos’ta net giriş yalnızca 96 milyon dolar ile sınırlı kaldı. Ters depo, teminat ve ödünç işlemleri gibi kalemler kaynaklı para hareketleri ise son veride net çıkış yönünde.

Eurobond cephesi de benzer bir görünüm sunuyor. Yeni ihraçlar olmadıkça ikinci elde yabancılar son dört haftadır net satıcı pozisyonunda. Özel sektör tahvillerinde de kayda değer bir yöneliş yok; hareketler düşük hacimlerle sınırlı. Toparlarsak, yabancı portföy kanalının rezerv birikimine güçlü katkı yapmadığı bir dönemden geçiliyor. Olası carry trade akımları bir miktar denge sağlıyor olabilir, ancak mevcut veriler borçlanma araçlarına yaygın bir yabancı girişini doğrulamıyor. Piyasaların burada daha kuvvetli bir “enflasyon ve faiz hızla düşecek” sinyaline ihtiyaç duyduğu düşünülüyor.

Yerleşiklerin Pozisyonlanması: TL Mevduatta Yavaşlama, DTH Payında Kısa Süreli Kımıldama

Yerleşik yatırımcıların döviz mevduatlarında tüzel kişiler kaynaklı bir artış gözlenirken, gerçek kişilerde sınırlı bir gerileme var. Bu nedenle kurumsal hesapların oynaklığı bir “dolarizasyon alarmı” olarak okunmuyor. Buna karşın TL vadeli mevduatlarda hız kesilmesi dikkat çekiyor: 18–22 Ağustos haftasında KKM dışı TL vadeli mevduat artışı 25 milyar lirada kalırken, geçen yılın aynı dönem haftasında bu rakam 200 milyar liranın üzerindeydi. Üstelik son artışın önemli kısmı muhtemelen birikmiş faizlerin hesaplara yazılmasıyla açıklanabiliyor; efektif giriş tarafında çıkış eğilimi ihtimali masada.

Bankacılık sistemindeki mevduat kompozisyonu ise kökten değişmiş değil. TL’nin payı %60 seviyesinde kalarak son yılların en yüksek marjında seyrini sürdürüyor; bir önceki hafta %60,4’tü. DTH payı %37,7’den %38,2’ye kısmi bir hareket sergilerken, KKM’nin toplam mevduattaki payı %1,8’e düştü ve önümüzdeki bir iki ay içinde sıfırlanması bekleniyor. 2016 Kasım’dan bu yana görülen en yüksek TL payı, liralaşma hedefleri açısından hâlâ destekleyici bir işaret.

Hanehalkı Devlet Tahvilinde Tarihi Rekor Kırdı

Çekirdek yerleşik yatırımcı gruplarında Eurobond ve döviz cinsi sukuklara ilgi ortalamaya yakın bir düzeyde, ancak alımların büyük kısmı yatırım fonları üzerinden geliyor; hanehalkı ve şirketlerin doğrudan talebi sınırlı. Asıl kayda değer hareket TL cinsi devlet tahvillerinde: Son veride bu gruplarda yaklaşık 40 milyar liralık alım gözlenirken, bunun 24 milyar liralık rekor kısmını hanehalkı tek başına gerçekleştirdi. Bu, yakın tarihin en güçlü haftalık hanehalkı tahvil talebi.

Hanehalkının borçlanma aracı portföyündeki kırılım, eğilimin yönünü net biçimde ortaya koyuyor. Eurobond ve döviz cinsi sukukların payı %60’ın üzerinden %58,9’a gerilerken, TL devlet tahvili payı hızlı artışla %33,8’e yükseldi. Bu dönüşüm, yatırımcı tabanında “enflasyon ve faizin el ele düşeceği” yönünde güçlenen kanaatin yansıması olarak okunuyor. Özel sektör tahvillerine ilgi ise önceki haftadaki güçlenmeye karşın son veride belirgin şekilde zayıflamış durumda.

Yatırım Fonları: Para Piyasası Fonları Önde, Döviz Fonlarında Soluklanma

Menkul kıymet yatırım fonlarına 18–22 Ağustos haftasında toplam 53 milyar lira giriş oldu. Bunun 34 milyar liralık kısmı para piyasası fonlarına yönelerek bu kategorinin ağırlığını daha da artırdı. Döviz fonlarına giriş 26 milyar liradan 13 milyar liraya gerileyerek haftalık bazda soluklandı. Dört haftalık eğilim dikkate alındığında para piyasası fonlarına istikrarlı ilginin sürdüğü, döviz fonlarında ise dalgalanmanın sınırlı olduğu görülüyor.

Önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin 200–300 baz puanlık adımlarla ve yılda sekiz toplantı ritmiyle devam etmesi halinde, para piyasası fonlarının 5–6 aylık vadede cazibesini koruması bekleniyor. Bu çerçevede kısa vadeli TL enstrümanlarında “getiri görünürlüğü” yatırımcı tercihlerinde belirleyici olmaya devam edebilir.

Reklam Alanı

Rezervler: Brütte V-Toparlanma, Net-Özde İyileşme

27 Ağustos itibarıyla Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 180,5 milyar dolara yükseldi. 19 Mart sonrasında 140 milyar dolara kadar gerileyen brüt rezervlerde V-şeklinde toparlanma hedef çıtasının üzerine taşınmış durumda; 19 Mart’a göre +5 milyar dolar seviyesine ulaşıldı. Bu artışta altın fiyatlarındaki değerlenme ve swapların artışı toplamda 15–20 milyar dolar civarında katkı sağlamış olsa da, brüt rezervler uluslararası kıyaslarda izlenen başlıca gösterge olduğu için iyileşme önemli.

Daha yapısal bir gösterge olan “swap hariç net döviz pozisyonu”nda da yukarı yön korunuyor. 19 Mart’ta yaklaşık -57 milyar dolar olan pozisyon, son veride -46 milyar dolara iyileşti; aradaki 11 milyar dolarlık fark henüz kapanmamış olsa da trend yukarı. Altın fiyatlarındaki 8–9 milyar dolarlık değerleme etkisini dışarıda bırakarak bakıldığında bile net tablo “daha az kırılganlık” yönünde. Bu birikim, olası dış şoklarda müdahale kapasitesi ve not görünümü açısından pozitif.

Kartlı Harcamalar ve Enflasyon Sinyali: Veriler Birbirini Doğruluyor

Kartlı harcamalarda 4 haftalık hareketli ortalamayla yıllık artış %49 seviyesinde. TÜFE ile yüksek korelasyona sahip harcama kalemlerinde artış %43. Bu oranlar yalnızca fiyat artışını değil, hacim ve “nakitten karta geçiş” etkilerini de içeriyor. Ağustos ayı için öngörülen yıllık TÜFE %32,6. İşlem başına ortalama kartlı harcama artışı %37 ile genel enflasyon tahminine yakınsarken, TÜFE ile ilişkili kalemlerde işlem başına artışın %32 civarında seyretmesi projeksiyonla kuvvetli bir uyum gösteriyor. Verilerin bu ölçüde tutarlı olması, enflasyon görünümünde “beklenen patikanın” korunmasına işaret ediyor.

Genel Resim: Yabancı Zayıf, TL Tabanlı Tasarruflar Güçlü; Ana Risk İştahı ve Zamanlama

Kümülatif tablo, yabancı yatırımcıların Türkiye borçlanma enstrümanlarında temkinli kaldığı; hisse tarafında ise küçük montanlı da olsa istikrarlı bir girişin sürdüğü bir döneme işaret ediyor. Yurt içinde ise liralaşma adımları ve mevduat kompozisyonu büyük resimde korunurken, hanehalkının TL devlet tahviline yönelimi tarihi bir rekorla teyit edildi. Bu yönelim, enflasyon ve faizlerde düşüş beklentisinin toplumsal tabana yayıldığını gösteriyor.

Kısa vadede para piyasası fonları ve TL tahviller, “görünür getiri–düşen faiz” temasından beslenebilir. Orta vadede yabancıların borçlanma araçlarına anlamlı dönüşü için enflasyonda kalıcı düşüş sinyalinin netleşmesi ve politika faizinde daha öngörülebilir bir gevşeme patikasının güven kazanması kritik görünüyor.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim


E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Parasever ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!